Porno Bagimliligi Nedir?Porno Bagimliliginin Zararlari Nelerdir?

Başlangıç » Genel » Porno Bağımlılığı Serisi – 3. Bölüm

Porno Bağımlılığı Serisi – 3. Bölüm

Slaytı bu kadar tıka basa doldurduğum için kusura bakmayın, ama bu bir bağımlılık testi, ve size hepsini tek bir ekranda göstermek istedim. Eğer bu sorulardan üçüne ya da daha fazlasına “Evet” yanıtını veriyorsanız, o halde siz bir bağımlısınız – en azından Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre. Ben biraz kısalttım bunları, normalde bu kısımlar madde bağımlılığı için oluşturulmuşlar, porno bağımlılığı için değil.

[Slaytın çevirisi]

3’ten Fazla Evet Çıkarsa = Bağımlılık

1) Tolerans: Zaman içinde kullanımınız arttı mı ya da çoğaldı mı?
2) Çekilme: İzlemeyi bıraktığınızda, herhangi bir fiziksel ya da duygusal çekilme yaşadığınız oldu mu?
3) İzlemeyi kontrol etmede zorlanma: Bazen istediğinizden daha fazla ya da daha uzun süre izlediğiniz oluyor mu?
4) Negatif sonuçlar: Duygularınızla, özgüveninizle, sağlığınızla, işinizle ya da ailenizle ilgili kötü sonuçlara yol açmasına rağmen izliyor musunuz?
5) Yapılması gerekenleri boşvermek ya da ertelemek: Sosyalliği, dinlenceyi, çalışma hayatını ya da ev işlerini bıraktığınız mı ya da azalttınız mı?
6) Azaltma isteği: Kullanımınızı azaltmak ya da kontrol altına almak isteğiniz oldu mu? Bırakma hususunda başarısız denemeleriniz var mı?
7) Önemli miktarda zaman ve duygusal enerji harcamak: Edinmek, gizlemek, planlamak ya da izlemeyi bırakmak için çaba harcıyor musunuz? Yakalanmamak için bazı şemalar kurguladınız mı?Eğer yukarıdakilerden iki tanesine ya da azına “Evet” dediyseniz, burada okumayı bırakabilir ve favori porno sitenize tıklayabilirsiniz.

“Tolerans” kelimesi garip gelebilir, fakat anlamı şudur “Zaman içinde kullanımınız arttı mı ya da çoğaldı mı?” Yani, porno izlerken, her seferinde daha fazla saat mi porno izliyorsunuz? Ya da, daha fazla şoka sokan ya da aşırı pornolara mı geçiyorsunuz?

“Çekilme” semptomları yaşamadan da bağımlı olmanız mümkün, fakat forumdaki çoğu kullanıcı bıraktığı zaman bazı semptomlar geçiriyorlar. Anksiyete, asabiyet, yorgunluk, ya da depresyon gibi. Bunlar en sık rastladıklarımız. Fakat kimilerinde de grip benzeri semptomlar, başağrıları, uykusuzluk gibi deneyimlere rastladık.

“İzlemeyi kontrol etmede zorlanma” İstediğinizden daha fazla mı porno izliyorsunuz?

“Negatif sonuçlar var mı?” Duygularınıza? Ya da sağlığınıza?

“Yapılması gerekenleri boşvermek ya da ertelemek” Yaşamak yerine porno mu izliyorsunuz?

“Azaltma isteği” Çoğu bağımlı istedikleri zaman bırakabileceğini söyler. Fakat yapmazlar. Sizin hiç başarısız bırakma denemeleriniz oldu mu?

“Önemli miktarda zaman ya da enerji harcamak” Porno kullanımınızı gizlemeye çalıştınız mı? Herhalde buna herkes “evet” demiştir.

Alkol, kokain ya da meth gibi bağımlılık yapan maddelerin bağımlılık yapmak için beyni değiştirdiği bilinen bir şeydir. Peki yemek yeme, seks yapma, alışveriş ya da online video oyunları gibi “davranışsal bağımlılıklar” için ne söyleyeceğiz? Onlar da bağımlılık yaratırken beyni değiştiriyorlar mı? Elbette ki değiştiriyorlar. Zaten ondan bağımlılık diyoruz.

Kumar oynama ya da yemek yeme üzerine yapılan son araştırmalarda uyuşturucu bağımlılarının yaşadığı beyin değişikliklerinin benzerlerine rastlandı. Peki internet pornosu? Kimse bunun üzerinde çalışmak istemiyor. Aynı zamanda, henüz üzerinde araştırm a yapmak için yeterince zaman geçmedi, çünkü bu çok yeni bir fenomen.

Söyleyin bana: Hangisi daha uyarıcıdır? Cheesecake yemek mi, yoksa internet pornosuna masturbasyon yapmak mı? Seks ve masturbasyonun dopamin seviyelerini yemek yemeye göre çok daha fazla yükselttiği bilinmekteir. Hangisine daha fazla zaman harcarsınız – yemek yemeye mi yoksa pornoda doruk yaşamaya mı?

Şimdi de doğal destekleyiciler hakkında konuşalım. “Doğal destekleyici” dopamin salınımına sebep olan uyuşturucu olmayan aktiviteler için kullanılan havalı bir terim – yemek yemek, seks yapmak, kumar oynamak ya da oyun oynamak için.

Aslında uyuşturucu kullananların (insan ya da hayvan) sadece %15’i bağımlı olur. Elbette ki, genler büyük rol oynamaktadır, tıpkı çocukluk deneyimleri gibi. Eğer doğal destekleyicilere bakarsanız, tabi ki yiyecek güçlü bir tanesidir, bağımlı hale gelen insanların yüzdesinin çok daha yüksek olduğunu görürsünüz. (Amerikalıların %66’sı aşırı kilolu, %35’i ise obez) Tabi, bu normalde uyuşturucu kullanımına göre çok daha fazla zaman alıyor.

Düşünün. Az kişi şişman olmak ister. Yine de modern Batı kültüründe, çoğu insan öyledir. Fareler, bir diğer yandan, şişman olup olmadıklarını umursamazlar. Batı yemeği yediklerinde, neredeyse hepsi aşırı yer ve obez olurlar – sadece şişman değil.

Bu da bizlere doğal destekleyiciler hakkında iki şey gösterir:

1. Ödül döngümüz bizim yememiz ve seks yapmamız için evrimleşmiştir – uyuşturucu için değil. İşte bu yüzden çoğu insan potansiyel olarak internet pornosuna bağımlı olabilir.

2. Yemenin ve seks yapmanın aşırı uyarıcı versiyonları bizi ele geçirebilir – genetik olarak madde bağımlılığına duyarlı olmasak bile.

Soru şu: “Doğal destekleyiciler nasıl bağımlılık yapabilir?”

1. Atalarımızın dayanılmaz buldukları aşırı uyarıcı versiyonları olduğunda.

2. Bir şey sınırsız miktarda olduğunda.

3. Çok çeşitli şekillerde olduğunda – yenilik tuzağı bundadır.

4. Beynimizi değiştirdiğini farketmeden alemini yaptığımızda.

Modern yiyecekler ve internet pornosu tüm bu karakteristik özellikleri taşıyor. İkisi de beynimizin doğal doygunluk hissine aşırı yüklenebilir – şu “ben tamamım” hissine. Hatırlayın, kalori aramak ve dölleme fırsatları genlerimizin en öncelikli işleri. başka bir değişle, limbik sistemimizin en önemli öncelikleri.

Eğer bağımlıysanız, beyniniz aşırı uyarılmaya adapte olmuştur. İşte tüm bağımlılıkların ortak noktaları:

1. Ödül döngülerinin uyuşması, ve

2. Ödül döngülerinin yeniden bağlanması

Eğer ödül döngünüzde uyuşma varsa, dopamin tepkilerini bir şekilde bozmuşsunuz demektir. Artık beyninizin o kısmını uyarmak daha zordur – ister yemek yemek, seks yapmak ya da rock ‘n’ roll dinlemek olsun. Daha az zevk alırsınız.

Daha az zevk almak size daha çok zevk verecek şeyler için arzu uyandırır – ve genelde bu bağımlılığınızdır. Ödül döngünüz tıpkı pili azalan el feneri gibi olmuştur.

Ödül döngünüzün yeniden bağlanmasının iki önemli sonucu vardır:

1. Artık daha güçlü bir “elde et” sinyali alırsınız. Birbirine bağlamış olduğunuz pek çok beyin hücresi şunu haykırmaktadır, “Hadi tekrar yap! Bağımlılığını tekrar et.” Bu mesaj da ödül döngüsündeki arzulara eklenir. Bu döngüyü kullandıkça, daha da güçlenir – tıpkı bir kas gibi.

2. Aynı zamanda beyninizin kontrol döngüsünü zayıflatmışsınızdır. Tıpkı az çalıştırılan bir kas gibi, sonuçları idrak edebilen mantıklı, rasyonel döngünüz zayıflar. Bir şişe viski içmenin ya da gün içinde saatlerce porno izlemenin en iyi fikir olmadığını biliyorsunuz.

Bağımlığınız varsa, içinizde bir halat çekme mücadelesi vardır, ve kazananı “Hadi yap!” döngüsüdür. Bağımlılığı anlamak için, neleri değiştirdiğini anlamamız gerekir.

Değişen sinir hücreleridir. Bilakis, değişen şey sinir hücreleri arasındaki bağlantılardır. Beyin milyarlarca sinir hücresi içerir, ve bunlar döngüler ya da patikalar aracılığı ile bağlıdırlar – tıpkı ödül döngüsü ve diğer sonsuz döngülerde olduğu gibi.

Bir döngü harekete geçtiğinde, düşünürüz, hissederiz ya da deneyimleriz – harekete geçen döngünün özelliğine bağlı olarak.

Sinir hücreleri sinaps adı verilen küçük minnacık boşluklara bağlanırlar. Sinir hücrenizden elektrik akmaktadır, fakat bu boşlukta akım durur. Gönderici sinir hücresinin nörokimyasal salgılamasına sebep olur – dopamin olabilir – ve bu nörokimyasallar akıp alıcı sinir hücresine tutunurlar. Tutundukları yerlere reseptör denir. Şu resme iyi bakın, çünkü reseptörler önemli.

Reseptörler alıcı hücrenin küçük “kulakları gibidir”, gönderilen belirli mesajları algılarlar. Beyinde pek çok nörokimyasal vardır, ve hepsinin farklı mesajları vardır.

Eğer gönderici hücreden yeterince belli bir nörokimyasal salgılandıysa, alıcı hücre bu mesajı “duyar” ve bir dürtüyü harekete geçirir. Biz de deneyimlemiş oluruz.

Peki neden sinir hücreleri arasındaki bu boşlukla ilgileniyoruz? Tüm bağımlılıklar işte burada olur. Buradaki değişimler, sinapstakiler, zevk tepkilerini uyuşturur – ve beyni yeniden bağlar.

Bu slaytta, sinir hücreleri iletişim kuruyorlar. Gönderen sinir hücresi tarafından dopaminin salgılanmasını görüyorsunuz (kırmızı, yuvarlar şeyler). Alıcı hücre, buradaki ödül döngüsündeki bir ödül sinir hücresi, mesajı alıyor, ki o da dopamin.

Böylece elektrik sinir hücresi boyunca akıyor (kırmızı oklar), ve beynin diğer bölgelerinden daha fazla elektrik geliyor, böylece daha fazla dopamin salgılanıyor. Slayttaki ilk resimde, oldukça fazla dopamin salgılandığını görüyorsunuz, çünkü hücreye elektrik akması için daha fazla dürtüye sahipsiniz. Bu da daha fazla coşku yaşamanız anlamına geliyor – belki de orgazm olacaksınız. “Durmak istemiyorum!”

Slaytın altındaki resimde ise, çok az dopamin salgılanıyor – belki de orgazm sonrası. “Kıçımı dönüp horlamak istiyorum.” Nörotransformatör, ya da dopamin, mesajın kuvveti kadar salgılama yaptı. Meth ya da kokain yüksek miktarda dopamin salgılatır.

Sinapslardaki reseptörlere geri dönelim. Reseptörler mesajı “duyarlar”. Bazı insanlar onları küçük “kulaklar” ya da özel “anahtarlar” için “kilitlere” benzetirler. Bu durumda, dopamin reseptörleri açan anahtar olmaktadır. Bu olduğunda, mesaj alıcı sinir hücresi boyunca akar. Bu resimde, hücrelerin normal sayıdaki reseptörü dopaminle doludur, yani güçlü bir “harekete geç!” sinyali alıcı hücre boyunca iletilir.

Mesajı alabilmesi için tüm reseptörlerin dopamin tarafından harekete geçirilmesi gerekmektedir. Bağımlılıkta, bu reseptörlerin sayısında değişiklik olur.

Alttaki slattaki üst resimde normal sayıda dopamin reseptörü olan bir normal hücreyi görüyorsunuz (basitleştirilmiş haliyle, tabi ki). Ödül döngüsü bu mesajı “duyabilir”. Alttaki resimde sadece bir kaç tane reseptör gösteriyor. Tüm bağımlılıklarda olan şey budur. (D2 reseptörleri, sayısı düşen bunlardır).

Aşırı uyarılma olduğunda (örneğin, abur cubur, internet pornosu ya da uyuşturucu), alıcı hücre şunu demektedir “Yeter artık! Bu kadar dopamini idare edemiyorum.” Bu sanki biri size bağırdığı zaman kulaklarınızı tıkamanıza benzer. Beyin hücreleri bunu dopamin reseptörlerini kapatarak yaparlar.

Başka bir deyişle ödül döngünüzü harekete geçirmek için yeterince benzininiz, ya da dopamininiz, vardır ama motorlarınızın silindirlerinden (reseptörlerinden) bazıları kaybolmuştur. Daha az dopamin reseptörü daha zayıf tepkilere sebep olur. İşte alttaki resimde bunu görmektesiniz. Tüm bağımlılıklarda dopamine olan bu zayıflamış duyarlılık mevcuttur.

Kısacası, beyniniz şunu haykırmaktadır, “Kendimi iyi hissetmek için daha fazla dopamine ihtiyacım var.” Fakat bu mesajı alacak kadar reseptör yok. Tamamiyle, ödül döngüsünden iyi hissetmenize yetecek kadar elektrik akmamakta. Artık normal, gündelik şeylerden daha az zevk almaktasınız – çikolatalı dondurmada, ön sevişmede, ya da en beğendiğiniz TV şovunda olduğu gibi.

Düşük sayıdaki dopamin reseptörü başka semptomlara da sebep olurlar, örneğin yorgun olmak, huzursuz, asabi ya da depresif olmak gibi. Kişi bütün o çekilmeleri yaşayıp da dopamin reseptörleri eski haline gelene kadar, hayattan normal seviyede zevk almaz.

İşte bu yüzden bağımlılar sürekli arzularlar. Kendilerini tekrar iyi hissettirecek bir şeyler bulmaya çalışırlar.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: